Ana içeriğe atla
Eski Zamanlar

Kalp Başka, Yürek Başka

Tekrar yeniden merhaba,

Bugün buraya yazacaklarım tamamen benim yaşadıklarımla alakalı.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki yazdıklarımın hepsi yaşanılmış, denenmiş, uygulanmış ve sonuçları görülmüş olaylar ve durumlardır. O yüzdendir ki hiçbiri bir masal, bir hayal ürünü değildir. Ancak isteyen alır, istemeyen almaz.

Ben sadece kendime göre doğru ve yanlışlarımı karşılaştırıp nerede hata yaptığımı, nerelerde doğru yaptığımı paylaşıyorum. Bu da benim için belki çok büyük bir hata ya da gerçek bir doğru. İşte bunun sonucunu da zaman gösterecek ve belki sonucunu yine sizlerle paylaşacağım.

Şimdi gelelim yaşanmışlıkların kısmına. Öncelikle söylemek istediğim şey, inanın hayat düşünüldüğü kadar uzun ve zor değil. Aksine çok kısa ve çok kolay. Ancak tıpkı her şeyde olduğu gibi kuralları var. Bu da hayatın yasası. Ya onun koyduğu kurallara uygun yaşarsınız ya da sonuca katlanırsınız. Bu kadar basit.

Gene kendime geleceğim. Son günlerde sürekli benim hakkımda konuşulduğunu duyduğum iki şeyi açıklamak olacak.

Birincisi, bazı insanların içinden ''Yaaa kadına bak, tuzu kuru, hali vakti yerinde, çıkmış piyasaya konuşuyor, ne biliyor ki! Parası bol, rahat rahat konuşuyor, kimbilir arkasında kimler var?" şeklinde düşünceler geçiyor olabilir.

Haklılar da… Neden biliyor musunuz?

Çünkü beni tanımıyorlar. Diyeceksiniz ki seni tanıyıp da ne olacak?

Ne olacak biliyor musunuz?

Belki beni gerçekten tanımış olsalar hayatları değişecek çünkü ben de o beni anlamayan ya da tanımayan insanlar gibi hatalar yaparak buralara geldim. Ben de onlardan biriyim.

Hiç de öyle sandıkları gibi tuzu kuru durumunda değilim.

Ancak ben herkesi yargılamadan önce tanımaya çalışıyorum. Ben de düşe kalka buralara geldim. Belki onlardan tek farkım algılarımın çok açık olması ve bunları iyi yönde geliştirmem.

Yaşadıklarım sonucu hayata pozitif bakmayı öğrendim ve sadece onu paylaşıyorum. Çünkü görüyorum ki benim yaşadıklarımın bir tanesiyle bile devrilen bir yığın insan var maalesef.

Durum böyleyken bu kadar çok şeyi yaşamış ve başarıyla ayağa kalkmış biri olarak bırakın da benim de söyleyecek bir iki sözüm olsun değil mi? En azında bazıları gibi kulaktan dolma bilgilerle ya da bilmişlik taslamak olsun niyetiyle konuşmuyorum. Yaşayıp, sonucunu deneyimlediklerimi anlatıyorum.

İkincisi herkesin çok merak ettiği ve kafasına göre yorumladığı mal varlığım.

Bu konuda öyle şeyler duyuyorum ki, duyduğum zaman hadi yaaa, gerçekten mi, demekten ben bile alamıyorum kendimi.

Söz konusu edilen benim mal varlığım ama nedense benim bu mal varlığımdan hiç haberim yok!

Ben neymişim de haberim yokmuş, diyorum. Lütfen gerçekten bu sözü edilenler kadar bir mal varlığına sahipsem biri bana çıkıp bunu göstersin de bende bundan sonraki hayatımda biraz rahat edeyim. En azından gelecek kaygısı içerisinde kendimi hırpalamayayım. Ama olsun, önemli insanlar konuşulur. Demek ki ben de önemliyim ki konuşuluyorum. Demek ki bana da zenginlik yakıştırılıyor. Ama gene de bunları konuşanlara gerçekten çok teşekkür ediyorum. Çünkü beni böyle görmekle evrene böyle mesaj gönderiyorlar.

Sonunda ben de inanıyorum ki o gerçek servete kavuşacağım.

Ama bir gün gerçekten konuşulduğu gibi bir servete sahip olursam Allah benden bu kalbi ve yüreği almasın.

Ben yine çalışayım, yine paylaşayım, yine üreteyim. İnsanlara yine iş imkânları yaratayım.

Çünkü biliyorum ki paylaşmazsam, bereketi olmaz. Yalnız yanlış anlaşılmasın, olursa dağıtırım demiyorum. Asla boş yere dağıtmam. İş imkânı yaratır, çalışılmasını sağlar buna istinaden hakkı olan kadarını veririm. Bu benim çocuğum dahi olsa böyle. Niye mi? Onun da bu hayattan zevk alabilmesi için kendi adına yapabilecek bir şeyleri olmalı değil mi? Hepsini hazır bulursa ileride o ne kazanacak?

Bakın gelecek adına garanti sağladığım hiçbir şeyim yok. Yarınım ne olur bilemiyorum. Ancak bugün de deli gibi yaşamıyorum. Tek yaptığım tüm kazancımı çocuklarımın eğitimine ve işime yatırmak!. Bazı insanların yaptığı gibi evler, hanlar, hamamlar alarak yatırım yapmıyorum. Çünkü henüz öyle bir varlığa sahip değilim.

Vermeden almak Allah'a mahsus.

Ben de canımı dişime taktım, var gücümle çalışıyorum. Bir şeyler yapmaya uğraşıyorum. Ancak gün gelecek tabii ki ben de kazanacağım ve yatırımlar yapacağım belki. Ama o gün bu gün değil arkadaşlar.

Şu an sadece üretmeye ve ayakta kalmaya çalışıyorum.

Vurmak yerine gelin birlik olalım, bir şeyler yapalım.

Bakın insanlar için atıp tutmak, dedikodu yapmak çok kolay. Gelin bir kez olsun zoru seçin de konuşmanın dışıında faaliyete geçerek bir şeyler yapın.

Hayat boş konuşanlara öncelik tanımıyor.

Siz de bir şeyler yaptığınızı kanıtlamak zorundasınız. Onun bunun ne yaptığıyla uğraşana kadar yapanların nasıl yaptığını örnek alıp siz de bir şeyler üretmeye çalışın. Ama tabii ki yaparken bu konuda eğitim almayı ihmal etmeyin.

Neme lazım, ortada bunu kolay yollardan yapmaya çalışan ve sonra yok olup giden tonlarca insan var. En azıdan yapan ve başaranlardan dinleyerek öğrenin. Taş atarak yok etmeye çalışmayın. Sonra o taş geri tepebebilir unutmayın. En azından yapamıyorsanız yapabilenlere saygı duyun ve nasıl başardığına bakıp, örnek alın.

Ama yine söylüyorum: Bir gün konuşulduğu kadar param olursa,yatırımım yine işime ve çocuklarımın eğitimine yönelik olacak. Çünkü inanıyorum ki en büyük zenginlik arkanızda bıraktığınız izlerdir.

Belki de onun için benim çok zengin biri olduğum konuşuluyor. Arkamda bıraktığım izler o kadar sağlam ki herkesin yapması mümkün değil. İşte belki de bu da benim farkım.

Ancak itiraf etmeliyim ki gerçekten, belki de bir doğru var ki evet ben dünyanın en zenginiyim.

Çünkü bende öyle bir yürek var ki; bugüne kadar kimse satın alamadı.

Öyle bir sevgi seli var ki; hiçbir kötülük yok edemedi aksine iyiliğe çevirdi.

Öyle bir Arnavut inadı var ki; kimse kıramadı.

Her şeyden önemlisi yüce rabbim öyle bir güç verdi ki; tüm zorluklara rağmen yenilmedi.

Hala dimdik ayaktayım.

Teşekkürler Allah'ım bana verdiğin bu büyük dayanma gücü için.

Tekrar görüşmek üzere şimdilik hoşçakalın.

© 2021 Nilgün Çolak - Tüm Hakları Saklıdır.