Ana içeriğe atla
Nasipse Adayız

Nasipse Adayız ( Bir Netflix Önerisi )

Ercan Kesal’ın eski romanı yeni filmi. Netflixte yayımlanmaya başladı. Ne güldürdü ne ağlattı. Günümüzde içine dışına hakim olduğumuz siyasete kendi bakış açısından, muazzam tespitlerle donatarak anlatıyor. İçinde bulunduğu durumun ciddiyetine karşı yaşadığı olaylar güzel bir kara mizah örneği aslında. Siyasetin işleyişine mercek tutan bu film, içerisinde barındırdığı gerçek sekanslarla hikayenin içinde size sahip oluyor. İzlerken gerçek üstü bulacağınız veya kabullenmekte zorlanacağınız sahne yok neredeyse. Bu arada Ercan Kesal için çok ayrı bir parantez açmak gerekiyor, yazdığı ve oynadığı karakterlerin hakkını karakterine teslim ediyor.

Finalde yemek verdiği salona, partinin bir numarası gelir. Bu sırada arkada ayakkabısını yorgunluktan çıkaran çalışan görülür. Hani bu planlı olsun olmasın, o ortama o sahneye öyle bir doğallık katmış ki, film değilde yaşadığımız bir anı hatırlamak gibi geliyor bize.

Belki bir NBC filmi değil, yada Demirkubuz sekansları ve alt metinlerine sahip değildi ama gündelik hayatın birebir yansıması bu filmde, sonlara doğru bayrak atölyesine gittiğinde kaşılaştığı manzara ve eski bakanın varlığı izleyiciye verilmiş çok güzel ucu açık bir uçtu. Neden NBC ve Demirkubuz dediğimi şöyle izah edeyim, herhangi bir gişe kaygısı beklemeyen, işleyişlere ışık tutabilen ve bunları doğal sekanslarla yaparken insana kendiye yüzleşme hakkı tanıyabildiği için bu sınıfa dahil etmek istedim.

Nasipse adayız filmiyle 2. Uzun metrajını yapan Ercan Kesal, daha önce NBC ve Tolga Karaçelik filmlerinde bulunmanın verdiği anlatım gücünü sinematografisine taşıdığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu gibi rüştünü ispatlamış yönetmenlerle mukayese etmek çok daha doğru tanımlamızı sağlayacaktır.

Adaylığı için verdiği yemekte ilçe teşkilat başkanın eski eşine asılmasını gözardı etmediği yetmezmiş gibi, bu durumun abartılacak bir şey olamadığını savunmak günümüz kadınlarının bu toplumda ki yerini, uğradığı haksızlığı ve nasıl metalaştırıldığını yüzümüze tekrar çarpmıştır. Bunun olmadığına inananmak bu durumun olmadığı anlamına gelmez görüşü malesef ülkemizin en büyük kanayan yaralarından birisidir.

Başlıca eksiklikler, kamera devinimleri çok sınırlı ve olabildiğince riskten kaçınılmıştı. Renkler bir şehir anlatımı ki özellikle bahsettiğimiz yer Beyoğlu gibi İstanbul’un kalbinin attığı en renkli ve kaotik yerlerinden birisi. Böyle ciddi bir konunun ne için döndüğü de çeşitli mekan gösterimleri ile, adayın mücadelesi daha yoğun anlatılabilirdi. Bir kaç renkli mekan doktor Kemal’in yaşadığı onca saçmalığa neden vazgeçmediğini pekiştirirdi.

Bir baş yapıt değil ancak bu yolda 2.filmini yapan yönetmen için çok güzel denilebilecek sağlam bir adım olduğu rahatlıkla söylenebilir.

© 2021 Nilgün Çolak - Tüm Hakları Saklıdır.